Geçmişe Dönüş
Yine çok uzun zaman olmuş yazmayalı. Koca bir yaz ve öncesi. Dönüp baktığımda anlatacak ne çok şeyim var diyorum şu an. Nereden başlayacağımı da pek bilmiyorum açıkçası.
Şöyle yapayım. Zamanı biraz geriye sarayım. Yazdan da öncesine gideyim. Nisanın sonlarına doğru Amerikaya gidişimin kesinleşmesiyle hayatımda çok fazla karar almam gereken bir sürece girdim. Evimden çıkma kararı aldım (ki en zorlusu buydu), iş tekliflerini reddettim, flörtümle olan ilişkiyi sona erdirdim vs. Bu süreç, ayrıca okulumun son haftalarına denk geldiği için bir de sınavlara çalışma, mezun olmaya çalışma stresleriyle doluydu. Her şeyi arkamda bırakıp gitmek çok zor geliyor, belirsizlikler gözümü daha da korkutuyordu. Döndüğümde hiçbir şeyi olduğu gibi bulamamaktan çok korkuyordum açıkçası. Bulamadım da. Ben de gittiğim zamanki insan gibi değildim, geriye kalan onca sevdiğim insan da bıraktığım gibi değildi. Çok uzun bir zamandan bahsetmiyorum. Bahsettiğim süre sadece 4 ay. Bu kadar sürede nasıl bu kadar değişiklik olduğuna inanmak bana başta oldukça zor geldi doğrusu. İlişkiler değişir, evrilir, zamanla bir dengeyi bulur. Buna inanırım hep. Daha önceleri inanılmaz bir dengede olduğuna inandığım çoğu arkadaşlık ilişkilerim şu an değişme aşamasında. Umuyorum ki çoğuyla dengeyi kısa zamanda tekrar bulurum. Biraz zor ve yorucu geliyor, bazılarının yeniliklerine alışmakta güçlük çekiyorum hala.
Beni gidiş sürecinde en çok yoran ve yıpratan şey evimden ayrılış oldu sanırım. Hala sancısını çok çekmekteyim hatta bu ayrılığın. Bugüne kadar en çok evim gibi hissettiren 'odam' artık yoktu. İyisiyle kötüsüyle yüzlerce anımın olduğu, sadece benim olan, herkesten her şeyden saklanabildiğim alan artık yoktu. O yüzden bir tık kayboldum. Şu anda da annemlerin evinde odam olmasına rağmen evde gibi hissetmiyorum nedense. Belki de burada pek de zaman geçirmediğim için ya da hep dönecek bir evim olduğu için buraya hiç 'ev' gözüyle bakmadım. O yüzden o bağı kurmakta oldukça zorlanıyor ve mental olarak kendimi evsiz hissediyorum. Böyle gidecek bir yerinin olmaması düşüncesi oldukça kötüymüş. Gerçi bir insan da evim olabilirdi, evim olduğunu düşündüğüm bir insanı da kaybetmiş olabilirdim. O çok daha zorlu olur, yeri doldurulması çok daha uzun zaman alırdı. En azından yalnızca 'fiziki' evimi kaybettim.
Her neyse döneli üç hafta oldu sanırım. Hala hayatımda oldukça belirsizlik var, beklediğim haberler var. Benim gibi boş durmayı hiç sevmeyen bir insan için bu bekleme süreci gerçekten çok sancılı. Umuyorum kısa süreçte her şey netliğe kavuşacak.
Bu arada bu aralar özellikle settle down olma konusundaki düşüncelerim gündemimi oluşturuyor. Sanırım artık durulma vakti geldi. Bu düşünceye de her açıdan hazırım gibi hissediyorum. Özellikle de duygusal açıdan. Oldukça yoran, bir bağlılık hissetmediğim ve hissetmek istemediğim bir aradan sonra şu an 'tam zamanı' noktasındayım. Tabi hayat bu. Biz hazır oluruz, o bize bir şeyler sunmaz. Hazır olmadığımızda ise bir anda sunuverir. En azından beklemeye de hazırım.
Amerikada olan bitenleri de yazmayı çok istiyorum. Oradayken ne düşünmeye ne de yazmaya zamanım olmadı açıkçası. Yazmaya başlarsam düşünmeye de başlarım diye düşünüyorum. Tabi bunu biraz daha erteleyeceğim, umarım çoğu şeyi unutmam. Geleceğin basit problemleri, merhaba :)
Yorumlar
Yorum Gönder