Şu aralar o kadar stresin arasında aklımı kurcalayıp duran bir şey var. Sürekli de arkadaşlarımla konuştuğumuz bir konu bu. Sürekli dillendirip aslında olmaya yakın dahi olmadığımız kişilikler ve asıl sahip olduğumuz kişilik üzerine aklımı kurcalayıp duran konu. 

Yakın çevremde çoğu insanda bunu gözlemdim. Lafa gelince herkese o kadar kolay ki her şeyi yapmak, savunmak, izinden gitmek. Ama aslında bir çemberin etrafında dönüp duruyoruz. Konuşuyoruz, konuşuyoruz, konuşuyoruz ama olaylar bizim etrafımızda gerçekleştiğinde her defasında savunduklarımızdan, dillendirdiklerimizden bambaşka tepkiler veriyoruz.

Özellikle çevremdeki insanlarda bunu ilk fark ettiğimde, bu durum beni oldukça rahatsız etti. Uzun bir süre insanların yaptıkları eylemlerle söyledikleri şeyleri kıyaslayıp durdum. Daha da rahatsız oldum durumdan haliyle. Sonrasında ise kendime çevirdim rotayı. Aynı şeyi benim de yaptığımın farkına varıp utandım biraz da kendimden. Ben de sadece konuşuyor, faaliyete gelince söylediklerimin çok çok azını yapıyor hatta bazen hiçbirini yapmıyormuşum. 

Şunu anlıyorum; öyle çok yıkmak istediğimiz ama yıkamadığımız kalıplar var ki.. Öyle çok da tutarsızlıklarımız var ki hayatta.. Ama hep öyle olmuyor mu zaten?



Yorumlar

Popüler Yayınlar