No Comment

 Arka arkaya neredeyse yüz kere aynı şarkıyı dinlerken kendimi buldum bu sefer burada. Son yazımdan sonra oldukça fazla şey değişti yine hayatımda. 

Uzun bir yenilenme sürecinden sonra daha net ve sağlam adımlarla ilerliyorum artık. Benimsemek ve kabullenmek altın kurallarıymış aslında kendi hayatımın. İnsanların düşüncelerini pek de önemsemeden ilerleyince olaylar o kadar da yıkıcı etkiler doğurmuyormuş. 

İş hayatına geçişle hayatımın bir evresinden başka bir evresine girmiş gibi hissediyorum açıkçası. Asıl burada insanların gerçek yüzleri ortaya çıkıyormuş. Yüzsüzlüklerle, hırslarla, kıskançlıklarla dolu samimiyetten oldukça uzak bir evre bu. Yorucu oldukça, özellikle eğer siz bu özellikleri haiz değilseniz. Her şeye alışıldığı gibi buna da alışılır elbet. Alışmak, değişip onlardan biri olmaya evrilmedikçe pek de sıkıntı yok gibi. 

Neyse iş safsatasını geçiyorum pek tabi.

Hatırlanmayan bir gecenin insana etkisini merak ettiğim bir süreçteyim. Düşününce korkunç geliyor. Düşününce değil aslında da yaşayınca daha çok. Şöyle ki sizin dışınızda herkesin her detayı hatırladığı ama sizin herhangi bir şey hatırlamadığınız, çokça olayın gerçekleştiği ve özellikle tüm kartların o geceden sonra yeniden dağıtıldığını farz edin. Sonraki gün bir uyanıyorsunuz her şey farklı. Herkes farklı. Farklılığın olduğunun farkındasınız sadece ama farklı olan ne farkında değilsiniz. Bir filmde yahut bir simülasyonda yer alıyor gibisiniz. İpler sizin elinizde değil daha çok. Aslında ipler sizin dışınızda herkesin ellerinde. Kim ne derse inanmak zorundasınız gibi. Hatırlamıyorsunuz çünkü. Güzel şeyler olmuş olabilir, kötü şeyler yaşanmış olabilir. Bilemezsiniz. Duygularınız bile bir süre yabancı gelir size. Her şeyden şüphe ettiğiniz bir evre olur gibime geliyor bu süreç.


Yorumlar

Popüler Yayınlar