Vizyonel Vizyonsuzluk
Bir ara bir kitabın ufacık bir kısmında rastladığım bir yazıyla farkındalık kazanmıştım müziğin hayatımızı nasıl etkilediği konusunda. O günden beri ne dinlesem ruh halimin nasıl bir hal aldığını gözlemliyorum. Şarkılarla üzülüyor, mutlu oluyor, modumu yükseltiyor yahut ağlıyorum. Bazen bir şarkının verdiği o yoğunluğu en ufak zerresine dek hissediyorum vücudumun her hücresinde. Bazen ise inanılmaz bir tatminsizlik yaşıyorum. Duruyorum öylece. O anki ruh halimi algılamaya çalışıp ruh halime eşlik edebilecek şarkı arıyorum çılgınca. Kimi zaman buluyor o boşluğu dolduruyorum hızlıca. Kimi zaman ise sadece o tatminsizlik duygusuyla kalıveriyorum günlerce.
Şu an düşündükçe kitapta o kısma rastladığım zaman ne kadar da şaşırmıştım. Hiç fark etmemiştim daha önce müziğin benim üzerimde bu denli etkisi olduğunu. Belki de dikkat etmeye başladıkça daha çok izin verdim müziğin beni etkilemesine . Orasını bilemeyeceğim.
Ama zaten bunun yanı sıra insanlara ve insanların müzik zevklerine baktığımız zaman üç aşağı beş yukarı bir kanıya varabileceğimizi düşünüyorum insanlar hakkında. Nelere yatkın olduklarını, neler yapabilip yapamayacaklarını veyahut kişilikleri hakkında belirli başlı birtakım özellikleri belirleyebilme açısından özellikle fikir yürütülebileceğini düşüyorum. Örneğin ne kadar çeşitli bir müzik skalasına sahipse kişi o denli renkli, o denli değişken, o denli çok yönlü bir kişiliğe sahip olduğunu düşünüyorum o kişinin. Ya da bir müzik türünde ısrarcıysa daha yeniliklere kapalı, biraz gelenekçi, kendi kabuğundan çıkmayan bir insan varmış gibi geliyor karşımda.
Tabi etrafımızdaki birçok şey hem müzik tarzımızı hem de kişiliğimizi etkilerken aynı zamanda böyle kanılara varmak ne kadar doğrudur bilemeyeceğim.
Şu çok garip geliyor bazen: kalabalık bir grup içerisinde biri müzik açsın denildiği zaman iki grup insanla karşılaşmak mümkün oluyor genelde. Birinci grup, diğer bireylerin onların müzik tarzını eleştireceğini düşünüp şarkı açmaktan kaçınan ve o an eli ayağı birbirine dolananlar; ikinci grup ise kendi müzik tarzının mükemmel olduğunu düşünüp diğer insanların beğenip beğenmeyeceğini umursamadan şarkı açıp kendi müzik tarzını diğerlerine dayatmaya çalışanlar. İlk gruba anlam veremediğim kadar ikinci gruba da anlam vermekte zorlanıyorum. Farklı açılardan ele alıp değerlendirmek gerekir tabi bu durumu.
Çıkarılacak sonuçları bir kenara bırakıyorum ve şunu belirtmek istiyorum: ortamda biri, 'Biri müzik açsın' dediği zaman ortamdaki insanların nasıl hareket edeceklerini izlemek benim açımdan gerçekten inanılmaz güzel bir aktivite. Havada oluşan o gerginlik... Birilerinin üstünlüklerini böylece kanıtlamaya çalışma çabası falan.. :D Tavsiye ederim. :D
(Not: İnsanları gözlemlemeye çalışmaktan kendimin hangi grupta olduğunu pek tespit edemedim. Sanırım etrafımdaki insanlara göre çok şekilleniyorum. Bazen birinci grupta yer alırken kimi zamanlarda ise ikinci grupta buluyorum kendimi.)
Yorumlar
Yorum Gönder